Site Haritaları Google+ Sayfamız Youtube Sayfamız Twitter Sayfamız Instagram Sayfamız Facebook Sayfamız
Bugun...
[15:44] Çakıcı: ‘Kadın cinayetleri her geçen gün artıyor’ -- [11:22] Okul kantinlerinde o devir kapanıyor -- [11:06] Sayman; ‘Kadın cinayetlerini görmezden geldiler’ -- [10:53] Gölyaka Faruk Öztürk'e Emanet -- [10:43] TSO meclis toplantısı gerçekleşti! -- [10:37] Başkan Yanmaz’dan Çöpoğlu’na ziyaret! -- [10:27] Çocuk Kulübü kayıtları başlıyor! -- [10:22] DÜ'de kayıt işlemleri gerçekleştirildi! -- [10:10] Larvalarla mücadele devam ediyor! -- [10:16] ARAMIZDAN AYRILANLAR --
Yazarlar
KAYIP(YİTİK) NESİL
AHMET ÇODUR

AHMET ÇODUR

22.07.2019
364 kez okundu.

Yazının içeriği 60 ve 70 li yıllarda daha çocukluktan gençliğe yeni adım atmış bir neslin acıları ve tasaları. Hoyratça dış güçler tarafından kullanılışının yitirilmiş bir neslin destansı öyküsü. Ben de bir yitik nesil olduğum için çektiğimiz acıları sizlerle paylaşmak istedim.

 

*** 

 

60 lı 70 li yılların gençleri, ızdırabın çocukları.

 

Onlar hoşgörünün yok olduğu yılların gençleri idi, ya sağdaydılar ya solda. Hayatları onlardan çalınmıştı, gençlikleri ellerinden alınmıştı. Şimdikiler gibi defterleri kalemleri bol değildi. Kafeler de kız koşturamadılar veya sahilde üç beş arkadaş keyif yapamadılar.

 

Ya polis alırdı veya karşı guruptan olanlar alırdı onları. Tek başına gezmek yoktu keyfince, istediği dergiyi veya gazeteyi de okuyamazlardı. ŞU’cu veya BU’cu olmak zorunda bırakılan, hiç kendi olamayan, dert ortağı olmayan, hiç kimsenin kimseyi anlamasına müsaade edilmeyen yılların gençliği… YİTİK İNSALARIMIZ.

 

Aynı evde birbirini kollayan, birbirinden çekinen kardeşler, aynı mahallede birlikte misket yuvarladıkları çocukluk arkadaşlarına düşman olan gençlik. Kimin kime düşmanlığı nedendi, kendileri de bilmezdi. Birileri öyle istemişti, onların kim olduğunu da bilmezlerdi.

 

Gizemli maceraların, kim vurduya gitmelerin, aranıp bulunamamaların, aniden yitmelerin, işyerlerinin yakıldığı, evlerin, kahvelerin kurşunlandığı, kardeşi kardeşe kırdırıp ta keyif çattığı kahpelerin… işte o yılların gençleri, yitik insanlarımız, KAYIP NESİL.

 

***

 

Onların hiç kendilerine ait hayatları olmadı. Boykotlar… derste siyasi propagandalar. Eğitimleri de olmadı bu nedenle.

 

Kimi pos bıyıklı Stalin hayranı idi kimi Mao’nun. Kiminin Türkeş’i vardı kiminin mollası. Kimi Enver Hocacıydı  kimi Enver Paşacı.

 

Şu okula şunlar, bu okula bunlar giremezdi. Onlar bunların mahallesinden geçemezdi. Asla şunlar bunlar onlar bir araya gelemezdi. Fikir alışverişinde bulunamazdı. Sadece düşman olunurdu. Birbirinin yayınları okunmazdı. Beyin yıkamasından korkulurdu.

 

Onlar doğru dürüst eğitim alamadılar, çünkü en yetenekli oldukları daldaki okul karşı grubun kurtarılmış bölgesi idi. Onlar bir meslek sahibi de olamadılar, çünkü bir yere çırak girecek zamanları yoktu. Ya millet için, ya halk için ya da din için kavgaları vardı.

 

Aceleleri vardı. Zamanları dardı.

 

***

 

Onlar çalışamadılar da doğru dürüst, çünkü girdikleri iş yerinde grev yapmak zorundaydılar. isteseler de istemeseler de. Böyle geçerdi bir insanın en verimli, en güzel yılları. İşte o nesil verimsiz. Sadece tüketenler.

 

 

Rap-rap darbesinden kurtulanlar, hayatta kalabilmek için tüm değerlerini satmak, yine birilerine kukla olmak zorunda kaldılar. Onlar rap-rap tan kurtulmuşlardı ama çocukları rep-rep diye dans eder oldu.

 

Ya kurtulamayanlar;

 

onlar biraz ihtiyar, biraz çürümüş, biraz küsmüş döndüler aramıza, Eğer ipe gitmedilerse. O zamanın büyükleri, büyük adamları hiç gözyaşlarına bakmadılar. “Onların can güvenliğini biz sağlayamadık. Kimi bilerek, kimi istemeyerek, kimi bilmeden alet oldu bu oyunlara” bile demediler. “Bunlar bizim insanımız, bunlar bizim geleceğimiz, bunlar bizim gençliğimiz” bile demediler. Sanki azgın düşmanı yakalamışçasına biraz da onlar kıydı. Biraz da onlar köreltti geleceğimizi. Bütün bu sahneleri düzenleyenleri zevkten çatlatırcasına.

 

Şimdi ben yaştaki bu insanlar yani ben ve çağdaşlarım, bizler yitik nesiliz. Ülke idaresinden habersiz, yeteneksiz, bencil, sevgisiz büyüklerimiz yüzünden, kaybolduk yittik biz.

 

Ne iyi bir baba olabildik çocuklarımıza, ne adam gibi adam olduk hanımlarımıza. Eskinin ürkekliği ile şüphe ile bakar olduk komşularımıza. Ne dostumuz oldu bizim ne komşumuz, ne de adam gibi bir işimiz.

 

Bir yanımız hep ezik kaldı, hep eksik kaldı bir yanımız. Oysa ne nazlarla büyütülmüştük, ne kadar yetenekliydik, ne kadar ümitliydi bizden büyüklerimiz.

 

Ne cesaretimiz kaldı, ne de yeteneğimiz.

 

Biz yitik nesil’iz…

Biraz ürkek, biraz eksik, biraz eziğiz…

Bizi kınamayın çocuklar, biz YİTİK BİR NESİL’iz….

 

 

Ahmet ÇODUR

ahmet-codur@hotmail.com

 

 

 

Facebook Yorumları
Okuyucu Yorumları

Düzceli

22.07.2019

Çok doğru tespit. Fazlası yok, eksiği var. Şimdiki akıl ile o zamanda yaşamak isterim. Saygılarımla

KATILIYORUM KATILMIYORUM 

%66,67

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Duzcerota.com sorumlu tutulamaz.

YAZARLAR

BU SAVAŞ BENİM DEĞİL

BU SAVAŞ BENİM DEĞİL

AYFER ÖZTÜRK YÜKSEL

KAYIP(YİTİK) NESİL

KAYIP(YİTİK) NESİL

AHMET ÇODUR

3 MAYIS

3 MAYIS

GÖLGELER

TÜM YAZARLAR İÇİN TIKLAYINIZ