Site Haritaları Google+ Sayfamız Youtube Sayfamız Twitter Sayfamız Instagram Sayfamız Facebook Sayfamız
Bugun...
[17:42] KGK ve DTSO işbirliği ile çalışan gazetecilere destek! -- [16:36] Valilik yeni tedbir kararlarını açıkladı! -- [16:29] Ay; ‘Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakları sağlanmış savunma ordusu ile gerçekleşecektir’ -- [12:43] Düzce’de koronadan ilk vefat! -- [12:20] Sefer saatlerine yeni düzenleme! -- [18:55] Meteorolojiden uyarı! -- [18:13] Kaçakçılık şubeden operasyon! -- [17:56] Nakdi yardım ve bağışlar ulaştırılıyor! -- [17:33] Konuralp bölgesi pazar yerine sıkı denetim! -- [17:13] Kurala uymayan 29 kişiye tutanak tutuldu! --
Yazarlar
KORONA – PETROL – AŞI ŞEYTAN ÜÇGENİ
BARIŞ ZENGİN

BARIŞ ZENGİN

14.03.2020
2403 kez okundu.

Yazımızda okuyacaklarınız komplo teorisinden öte kendi düşüncelerimizin yazıya dökülmüş halidir. Okurken bu minvalde okursanız sevinirim. Katılırsınız katılmazsınız orası size kalmış.


Hepimizin bildiği ve muhtemelen her yıl belirli aralıklarla geçirdiği mevsimsel grip, kişiden kişiye kolayca bulaşan ve dünya genelinde görülen akut viral bir enfeksiyon türü. Çoğumuz tıbbi yardım almadan bir hafta içerisinde iyileşebiliyoruz.

 

Buna mukabil, Dünya Sağlık Örgütü ve küresel sağlık ortakları tarafından yapılan tahminlere göre, mevsimsel gribe bağlı solunum yolu hastalıklarıyla ilişkili yıllık olarak 650 bine yakın ölüm gerçekleşmekte.

 

DSÖ Sağlık Acil Durumlar Programı Yönetim Müdürü  Dr. Peter Salama, 2017 yılında Cenevre’de ki konuşmasında "Bu rakamların, yüksek  influenza hastalık yükünün ve bunun dünyadaki önemli sosyal ve ekonomik  maliyetinin bir göstergesi olduğunu" belirtmiş  ve "Mevsimsel salgınların önlenmesinin yanı sıra pandemilere hazırlıklı olunmasının  önemini” vurgulamış.

 

Doktor Salama konuşmasının devamında, zengin ve fakir, büyük ve küçük bütün ülkelerin bir sonraki salgın gelmeden önce grip salgınlarını kontrol altına almak için birlikte çalışmaları gerektiğini, bunun yolunun da en riskli ve en savunmasız kişilerin sağlığını iyileştirmek için sağlık sistemlerini güçlendirmekten geçtiğini ifade etmiş.

 

Aynı DSÖ,  gripten korunmak ve önleyici tedbirler hakkında bilgilendirerek ulusal tahminler üretmek için ülkeleri desteklerken, bunun için gribal enfeksiyondan kaynaklanan hastalık ve komplikasyonları önlemek için her yıl grip aşısı olmayı önermiş.

****

Yukarıda ki anlatımları bu konularla ilgilenen yahut merakı olanlarımızın birçoğu elbette ki tam olmasa da bilebiliyor.

 

Biz, gelelim konunun asıl kısmına…

 

Detaylarına girmeyelim, Corona (Kovit-19) denen virüsün 2019 yılı Aralık ayının sonlarında Çin’in Wuhan kentinde bir hayvan pazarında ortaya çıktığını geçen sürede ezberledik.

 

Buradan da neredeyse tüm Dünya ülkelerine sıçrayan ve salgına yol açarak binlerin ölümüne on binlerce insanın da tedavi altına alınmasına neden olan, ne kadar süreceği üzerinde farklı görüşler zikredilen, sıcaklıklara bağlı düşüş gösterdiği dedikodusu yapılan, ülkemizde ise ‘Acı patlıcanı kırağı çalmaz’ misali geyik muhabbetlerinin konusu olan bir pandemiden bahsediyoruz.

 

Bakınız, elbette ben bu konunun bilirkişisi değilim. Ancak geldiğimiz noktada ülkemiz genelinde konu öyle bir noktaya gidiyor ki, şaşırmamak elde değil. Devlet olarak virüsün ortaya çıkmasıyla birlikte çalışmalar başlatılmış, gerekli önlemler alınmış ve kamuoyu ile paylaşımlar yapılmış. Buna karşın tüm dünyayı etkileyen bir salgının Türkiye’ye gelmemesi mümkün değil. Bu konuda da gerekli girişimler ve önlemler alınmaya çalışılıyor.

 

Buraya kadar her ülkenin kendisine göre aldığı kararları bizde ülkemizde doğal seyrinde ilerleyen bir süreç olarak yaşıyoruz.

 

****

 

Tüm dünya korona salgını ile uğraşırken yine tüm dünya ülkelerini ilgilendiren bir durum ortaya çıktı.

 

Gelin biraz beyin fırtınası yapalım.

 

Şöyle ki; Dünya’da en büyük petrol tüketicisi konumunda bulunan ülke kim? Elbette ki ÇİN.

 

Peki, Çin devleti, ülkesinde ortaya çıkan bu virüsün ardından yaptığı açıklamalarda ne dedi? Ekonomik olarak büyük zararı olduğunu neden ifade etti? Bunu da iyi okumak gerek.

 

Peki, tüm dünya ülkelerini ilgilendiren durum neydi?

 

Petrol üretim kapasitesi artırımı konusu.

 

Suudi Arabistan nezdinde birden bire gündeme bomba gibi düşen ve borsaları, ekonomileri alt üst eden bir çıkış. Peki neden?

 

Dünyanın en büyük ekonomisi olarak görülen Çin’de bulunan en büyük yatırımcılar iş gücü ucuzluğundan ötürü küresel sermaye sahiplerine hizmet eden grupları. Çin’in 1,5 milyardan fazla olan nüfusunun da artık taşınamaz hale geldiğini göz önüne alırsak, dünya nüfusunun belirli çizgiye çekilebilmesi adına küresel güçler birliğinin harekete geçtiğini söyleyebiliriz. Burada konu sadece Çin değil elbette, dünyayı yeniden şekillendirmek olarak okumak gerek.

 

Öte yandan, petrol üretim kapasitesinin arttırılması demek varil fiyatlarının otomatik olarak yarı yarıya düşmesi anlamına gelmekte. Hali hazırda en büyük tüketicinin Çin olduğu göz önüne alınırsa ve dahası Suudi Arabistan’ın kapasite artırımına gitmesinin ABD eliyle gerçekleştiğini görebiliyorsak, konuyu da, dünya geneline kabul ettirilmek istenen oyunu da özetlemiş oluruz aslında.

 

Bitti mi? Elbette ki hayır.

 

Asıl mücadele ve küresel sermaye sahiplerinin beklentileri bunlarında sonrasında yatıyor.

 

Hatırlarsınız geçtiğimiz haftalarda DSÖ ve dünya çapındaki birçok kurum Kovit-19 ile mücadele için virüsün görüldüğü ülkelere milyar dolarları bulan destek yapılacağı konusunda açıklamalarda bulundu.

 

Ancak aradan geçen süre içerisinde hiçbir harekette bulunmayan bu örgütlerin, dünya ülkelerine dayattığı ve halklar genelinde infial oluşturulmasını hedefleyen çalışmaları hükümetler nezdinde yürütüldü. Sosyal medya yoluyla oluşturulan panik ve ilaca ulaşma ihtiyacının arttırılması eliyle bir takım kararlar alınması ama zor ama kolay gerçekleştirildi. Ve kaos ortamı oluşturuldu.

 

Bunun için 3 ay beklenildi ve ülkemizde tüm direnmelerine karşın ister istemez buraya dahil olmak zorunda bırakıldı.

 

Belirli dönemlerde ortaya çıkartılan ve oluşturulan kaos üzerinden beslenen küresel sermaye sahiplerinin beklentisi yine aynı şekilde karşımıza çıkıyor. Ne peki? Tabi ki yine AŞI.

 

Bu desteğin kredi şeklinde verileceğini düşünürsek amaçta belli aslında. Hem kredi vererek ülkeleri kendine bağla hem de aslında var olan ancak yakında bulunacağı söylenen Aşıyı sat.

 

Domuz gribi mevzusunu çoğumuz hatırlar. O günkü şartlarda da Türkiye aşı kullanmamaya karşı direnmiş ancak milyon dolarlık aşı anlaşmaları yapmak durumunda kalmış ve o aşılar da elimizde patlamıştı.

 

Amaç yine aynı.

 

Korona –  Petrol – Aşı nezdinde üç aşamalı bir oyunun parçası haline getirilmiş devletler, halklar ve insanlara karşı küresel sermaye sahiplerinin dünyaya düzen verme düşüncesi ve para hırsı.

 

Bunu görmek ve oyunun farkında olmak gerektiğini düşünenlerdenim. Her ne kadar oyun başladıktan sonra kurallar değişmese de siz bir düşünün derim…

Facebook Yorumları
Okuyucu Yorumları

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Duzcerota.com sorumlu tutulamaz.

YAZARLAR

KURU SİYASET...

KURU SİYASET...

ÖZGÜR AKYÜZ

TRİBÜNLERE OYNAMAK

TRİBÜNLERE OYNAMAK

Ömer ZEKİ

3 MAYIS

3 MAYIS

GÖLGELER

TÜM YAZARLAR İÇİN TIKLAYINIZ