Site Haritaları Google+ Sayfamız Youtube Sayfamız Twitter Sayfamız Instagram Sayfamız Facebook Sayfamız
Bugun...
[15:30] YENİDEN DEDE OLDU -- [15:12] Başkan Çam incelemelerde bulundu! -- [12:55] Hemşirelere eğitim düzenledi! -- [12:44] ÇAMUR YAĞACAK -- [12:36] Açık Kapı uygulaması devam ediyor! -- [12:29] Özlü DESOB üyeleri ile buluştu! -- [12:22] 15 Temmuz gecesini andılar! -- [12:19] TUNCELİ BELEDİYESİNDEN SKANDAL KARAR -- [11:48] Torba teklif komisyondan geçti -- [11:43] Mahalle iftarları devam ediyor! --
Yaşam
HAYATA BIRAKILAN İZLER…

Lütfiye Öztürk, 90 yıllık ömrüne kaç acı kaç hüzün kaç iz bıraktığını kendisinin dahi hatırlayamadığı bir hayatın başrol oyuncusu.

HAYATA BIRAKILAN İZLER…

14.05.2019
515 kez okundu.

Sizden, bizden, içimizden biri o. Yaşadıkları tanıdık aslında. Hepimizin kendisinden bir parça bulacağımız bir hayat hikayesinin baş kahramanı, acının hüznün, geçmişin tüm yaşanmışlıklarında tonton yüzünde barındıran kimimizin annesi kimimizin bacısı kimimizin halası yahut teyzesi…

 

 

Gözlerinin en derinlerinde düne uzanan yolculuğunu bizlerle paylaşan Lütfiye teyze, söze “Hepimiz yürüyoruz hayat denen bu yolu, kimimiz koşarak; kimimiz usul usul” diyerek başlıyor söze.

 

Her birimizin yaşamlarında diğerlerimizin parmak izlerimizin var olduğunu hatırlatarak ve bu yoldan geçerken nerelerden ve kimlerden iz aldığını iz bıraktığını merak ederek devam ediyoruz sohbetimize…

 

***

 

90’lı yaşların başında yüzünden sıcak gülümsemesi eksik olmayan, sevinçlerinin yanında acılarını da kucaklamayı başarabilmiş bir kadın Lütfiye Öztürk, lakin kim bilebilirdi ki Giresun Pınarçukuru’nda ki Lütfiye kızın başına taa ötelerde bir köyde, Düzce'de bir felaket gelecek ve yolun yarısını geçtiği dönemde bir başına 7 çocuğunu bırakarak 8 yılını Sivas‘ta parmaklıklar ardında geçirecek..

 

 

 Dinlediğimizde onlarca ders çıkaracağımız hayat hikayesini anlatmaya memleketinden; Giresun'dan başlıyor Lütfliye Teyze.

 

Köyünden dışarıyı göremezmiş vaktiyle büyüklerimiz. Eskiler ne iyi bilir anayı atayı kardeşi geride bırakıp yüzlerce kilometre ötede yeni bir hayata başlamayı. Bir adamın sevdasına gönül verip, kalbini onun merhametine teslim edip Giresun'dan Düzce'ye gelin gelmiş henüz 18’inde..

 

Denizler aşıp gelmiş amcasının oğlu ile evlenmek için ..

Kayınpederi olmuş amcası. Ama artık amcam demiyor.

“Kayınpederim elimden tuttu, kayığa bindik,geldik..”

 

Geldiği yerde neleri feda etmiş bilinmez ama bir dağın tepesini yurt bilmiş, ev edinmiş, ev etmiş.. “O zamanlar öyleydi” diyor..

 

Düzce, Karadeniz'in en yoğun göç alan illerinden biri o zamanlar. Eskiden bütün engebelerin arasında en düz ovaymış, civarın bütün pazarlarını kurmaya buraya gelirlermiş.

 

O yüzden Düz'ce denmiş adına.

 

 

Düzce'ye yerleşme telaşesin de olanlara kapısını açmış ama gelenler arasında sınır kavgaları yaşanmış.

 

 Beklenmedik bir son.. Acı bir son.. Sonrasında 8 yıl Sivas hapishanesinde geçen zaman..

 

Bu sekiz yıl öyle bir bedel ki, 42 yaşında 7 çocuğunu ardında bırakarak ödenilen bir bedel.. Çocuklarının hasreti.. Yaşadıkları ve cabası..

 

***

 

  “Oğlum Nurettin, köyden kasabadan ne haber? “ diyerek başlıyor bir mektubuna. Nurettin daha ilkokula giden bir çocuk o zamanlar ama o evde bir ağabey..

 

Haber istiyor köyünden, suların akışından, kuşların ötüşünden, bahçesindeki lâle kokusundan..

 

“Yeni evler yaptırdım, penceresinden bakamadım. Çifte kızlar büyüttüm, al duvak takamadım” Bu dizelerde içimize işleyen acı, yaşananın kim bilir yüzde kaçı..

 

İnsanı insan yapan, onu var eden şey anılarıdır diyor bir filmde.

 

Ne diyor Lütfiye Teyze; Kader attı bizi bir yere, ne yapalım oldu bir kere...

 

Bir çarşı izninde benzetip  “oğlum Nurettin” diye peşine düştüğü delikanlıyı..Yaşadığı hayal kırıklığını hisseden delikanlının ona üzülerek "bende senin bir oğlun sayılırım teyze "deyişini paylaşıyor yine hüzünlenerek ..

 

Hapishanede yaşadıklarını..

Sonrasını..

Sonrasında karşılaştıklarını ve kelimelere sığdıramayacağımız daha nicelerini.

 

Bahçesindeki fındığın yaprağına olan hasretini..

Tarlasının dibinde arsızca büyüyen susamı bile yad edişini kendi yazdığı "şiirlere" dökmüş..

Demir parmaklıklar ardında şiir yazmayı, halı dokumayı özlemeyi ve çaresizliği öğrenmiş..

Hayata söyleyemediği her şeyi şarkıyla türküyle şiirle anlatmış..

 

***

 

Hep diyoruz ya;

Yaşanmışlıkları olan insanları önemsediğimiz..

Yaşanmışlıklarına sahip çıkan insanlardan bir şeyler öğrenmeyi hedeflediğimiz..

Yaşadıklarına takılmadan hayatına devam edenleri hayranlıkla izlediğimiz  "HAYATA SEYİR MODU"nda bu kez Lütfiye Öztürk’ün hayatının misafiriydik.

 

Anasının kaderi evladının çeyizidir.

Facebook Yorumları
Okuyucu Yorumları

Pehlül çokşen

14.05.2019

Allah mutlu.huzurlu ömür versin bundan sonra ki hayatın a inşallah kardeşim

Bu Yorum İçin Beğeni Yaptınız

%61,54

Kayhan Öztürk

14.05.2019

Allah seni başımızdan eksik etmesin

KATILIYORUM KATILMIYORUM 

%50,00

Kayhan Öztürk

14.05.2019

Yüreği güzel babaannem nenim

KATILIYORUM KATILMIYORUM 

%57,14

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Duzcerota.com sorumlu tutulamaz.

ÇOK OKUNANLAR

18.05.2019 14:02

Düzce EMİRHAN'a Sahip Çıktı

20.05.2019 18:10

Yeni doğan ziyaretleri sürüyor!

23.05.2019 12:44

ÇAMUR YAĞACAK

23.05.2019 15:30

YENİDEN DEDE OLDU