Site Haritaları Google+ Sayfamız Youtube Sayfamız Twitter Sayfamız Instagram Sayfamız Facebook Sayfamız
Bugun...
[17:31] Kasım ayı İlçe Müftüleri toplantısı Gölyaka’da yapıldı! -- [15:44] Balıkçılar bol hamsiyle döndüler! -- [15:35] Diyabet için farkındalık oluşturdular! -- [15:27] Amaç hava kirililiğini önlemek! -- [14:50] 'Melez Görmek' sanatseverlerle buluştu! -- [13:54] Narkotik Eğitim Tırı Hizmete Sunuluyor! -- [12:27] PERSONEL BULUŞMALARI DEVAM EDİYOR! -- [12:15] Başkan Ay restorasyon çalışmalarını inceledi! -- [09:46] Aramızdan Ayrılanlar -- [17:47] Gölyaka'da sıcak asfaltlama çalışmaları! --
Yazarlar
ÖRTÜLÜ İÇ SAVAŞ
İSMAİL HAKKI CİVİL

İSMAİL HAKKI CİVİL

4.8.2016
370 kez okundu.

 

Değerli okurlarım, 2011 yılında yazdığım ve 2012 yılı başında da piyasaya sürülen kitabımda bu memlekette eninde sonunda iç savaş olacağını, bu savaşın asla Türklerle- Kürtler arasında olmayacağını, olursa da Türklerin felaketi olacağını çok üzücü ki bu savaşın Türklerle yine Türklerin savaşı olacağını vurgulamıştım.

 

Türkiye’yi 2002 yılından itibaren bugüne çok iyi incelersek şunu görürüz;

 

2002 yılında iktidar olan AKP, yönetimi eline almasına rağmen bir türlü iktidar olamıyordu. Çünkü devleti yönetecek bürokratı yoktu. Bunun büyük sıkıntısını çeken AKP kısa süre sonra şunu fark etti, devletin çeşitli kurumlarına illegal olarak sızmış olan Gülen cemaati seçimde AKP'yi desteklemişti.

 

O halde AKP'nin de, cemaatinde ortak hedefleri ve düşmanları vardı. Bu ortak düşmanda Devletti ve devletin içinde de askeriye, yargı ve üniversiteler idi. Bu düşmanlarla mücadele etmek için AKP, cemaati yanına aldı ve ona büyük imkanlar tanıdı. Hatta bazı bakanlıkların atama, terfi ve ihale gibi hususlarını da bu cemaatin inisiyatifine bıraktı.

 

Bu iki ortak 2007 yılında tüm hazırlıklarını tamamladıktan sonra öncelikle silahlı kuvvetlerin, üniversitelerin ve milletin üzerine giderek bu kesimleri kısa süre içerisinde dize getirdi ve sindirdiler. Hatta askeri komple bir terör örgütü ilan ettiler ve iğdiş ederek hareketsiz hale getirdiler. Bu durum karşısında milletin her kesimi de korktu ve kendini güvensiz hissetmeye başladı.

 

Askere ve millete karşı yaptığı mücadele sonucunda başarılı olan cemaat mensupları morallendikçe moralleniyor ve millette kendini onlara tabi olmak zorunda hissediyordu. Hatta devletin en üst bürokratları bile onlara tabiydi artık. Bu şekilde cemaatin giderek güçlenmesinden hükümet hoşlanmaz oldu. Oldu ama açıktan da cephe alamıyordu. Bu nedenle özel yurt ve dershanelerin kapatılması kararı alındı. Bu kararla hükümetin kendilerine savaş ilan ettiğini anlayan cemaat hemen karşı saldırıla geçti ve ellerinde hazır olan kasetleri yayınlayarak hükümete gözdağı vermeye başladılar. Hükümet kısa bir bocalamadan sonra kendini toparlayarak karşı taarruza geçti ve olanca gücü ile cemaatin üzerine gitmeye başladı. Cemaatte, askeriyenin, yargının ve bürokrasinin içinde bulunan elemanları vasıtasıyla karşı saldırıya geçerek darbe girişiminde bulundu.  Bu darbe girişiminin başarısız olacağı daha harekatın ilk saatinde belli oldu.

 

Neden generaller bu kadar açık hata yaptılar?

 

Benim tahminim senaryoları dışarıdan yapılıp geldiği için antrenman yapamadılar ve başarısız oldular. Aslında bu başarısız olmak değil. Cemaat bu savaşın ikinci perdesini kaybetmiş oluyordu, yani savaşın mağlubuydu. Belki de daha büyük savaşın habercisiydi bu harekat.

 

Tabi ki ortada bir olay var ve bu olay sonucunda yargılamalar, tutuklamalar olacak hatta oluyor da. Burada çok önemli bir nokta var. ABD, Fetullah Güleni Türkiye’ye verecek mi vermeyecek mi? sorusu. Eğer Gülen görevini şimdiye kadar yapıp daha işlemez hale geldiyse kesinlikle ABD onu gözden çıkaracaktır.

 

Peki, gözden çıkarırsa ne olur denilebilir. ABD bundan sonra mutlaka din eksenli ikinci bir örgüt yaratacaktır ve bu örgüt daha tehlikeli olarak piyasaya çıkacaktır. Veya şu andaki Osmanlı Ocakları daha teferruatlı hale getirilecektir. Osmanlı ocakları kısa sürede madden ve etki alanı itibariyle çok büyüdü ve Türkiye’nin her yerinde adından bahsettirir oldu. Bu durum hiçte boşuna değil gibi geliyor bana.

 

Bu son savaş, hükümet ile cemaat arasındaki savaştır. Cemaat bu savaşta tüm imkanlarını yani elemanlarını kullanmaktadır. Hükümetlerinde bu cemaate bugüne kadar ne kadar göz yumup büyüttüğü de açıkça ortadadır.

 

İnşallah bu hataları bir daha yapıp devleti de milleti de zora sokmayız.

 

Ancak, burada şu hususta çok net olarak görülmektedir, bu savaş bahane edilerek siyasi iktidar devletin tüm kurum ve kurallarını yok saymakta, devleti neredeyse keyfe keder yönetmeye çalışmaktadır. Dün koruyup kayırdığı insanları bugün tüm kamu kurumlarından söküp atmaya çalışmaktadır ve bunu yaparken de yasal düzeni tamamen saf dışı bırakmaktadır.

 

Benim korkum şudur ki, bu FETÖ denilen örgüt yapısı sağlam temellere dayandırılamamaktadır ve yarın bu adamların büyük çoğunluğu görevlerine döneceklerdir. İşte o zaman devletten büyük tazminatlar alacaklardır.

 

Allah’ım devletimize de, milletimize de yardım et, Aklımızı kullanmayı nasip eyle.

Facebook Yorumları
Okuyucu Yorumları

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Duzcerota.com sorumlu tutulamaz.

YAZARLAR

KİM KİMİ ALDATIYOR?

KİM KİMİ ALDATIYOR?

İSMAİL HAKKI CİVİL

19 HAZİRAN

19 HAZİRAN

Ömer ZEKİ

TÜM YAZARLAR İÇİN TIKLAYINIZ

NAMAZ VAKİTLERİ