Site Haritaları Google+ Sayfamız Youtube Sayfamız Twitter Sayfamız Instagram Sayfamız Facebook Sayfamız
Bugun...
[17:31] Kasım ayı İlçe Müftüleri toplantısı Gölyaka’da yapıldı! -- [15:44] Balıkçılar bol hamsiyle döndüler! -- [15:35] Diyabet için farkındalık oluşturdular! -- [15:27] Amaç hava kirililiğini önlemek! -- [14:50] 'Melez Görmek' sanatseverlerle buluştu! -- [13:54] Narkotik Eğitim Tırı Hizmete Sunuluyor! -- [12:27] PERSONEL BULUŞMALARI DEVAM EDİYOR! -- [12:15] Başkan Ay restorasyon çalışmalarını inceledi! -- [09:46] Aramızdan Ayrılanlar -- [17:47] Gölyaka'da sıcak asfaltlama çalışmaları! --
Yazarlar
KİRLİ İLİŞKİLER IŞIĞINDA MHP ve ÜLKÜCÜLER
İSMAİL HAKKI CİVİL

İSMAİL HAKKI CİVİL

30.9.2016
347 kez okundu.

 

Şu meşhur FETÖ/PYD ismi takılan malum terör örgütü var ya işte onunla ilgili daha geniş yazmak istiyorum.

 

Daha önceden de sosyal medyada birkaç kez yazdım, dün PKK'nın gerçek lideri Abdullah Öcalan olamayacağı gibi bugünkü malum FETÖ denilen örgütünde lideri Fetullah Gülen olamaz. Olsa olsa ikinci veya üçüncü adamı olabilir.

 

Peki birinci adam kimdir derseniz, tecrübelerime dayanarak tahminimi söylüyorum kesinlikle CIA’dir. Eğer ki üçüncü adam konumundaysa ikinci adamda yine CIA’ye bağlı bir kuruluşun içindendir diye düşünüyorum.

 

Neden böyle düşündüm? Nasıl ki Abdullah Öcalan'ın bilgisi, birikimi ve tecrübesi bir örgütü yönetmeye, sevk ve idare etmeye yetmeyeceği gibi ondan katbekat daha büyük olan, hatta dünya çapında olan ve adına da FETÖ denilen örgütü yönetmeye, sevk ve idare etmeye de Fetullah Gülen'in bilgisi, eğitimi, birikimi hatta tecrübesi de yetmez. O halde bu örgütlerin arkasında birileri var demektir ki oda olsa olsa CİA olabilir. Peki yerli örgüt olamaz mı derseniz bu ülkede olmayacak hiçbir rezillik yoktur.

 

17-25 aralık operasyonlarından sonra Türkiye, Fetullah Gülen'i ABD'den istediğinde benim yorumum yine bu doğrultuda oldu ve şunu dedim. Eğer ABD'nin işi Gülen cemaati ile bitmişse onu teslim edebilir. Ancak onun işinin bitmesi içinde yerine mutlaka birilerini bulmuş olması gerekir demiştim. Görülüyor ki henüz işi bitmemiş ve yerine tam olarak birini hazırlayamamışlar. Ben bu boşluğu Süleymancıların dolduracağı kanaatindeydim ve onu kendime göre takip ediyordum ve özellikle son yıllarda kamuya ait devlet kurumlarına ve Diyanet işlerine çok sayıda Süleymancı mensubunun girdiğini gözlemliyordum.

 

Bir haberde Kemal Kaçar'a çok yakın olan eski bir subayın anlattıklarını okuyunca tahminimin doğru olduğunu anladım. O subay Süleymancı Cemaatinin de CIA’nin kontrolünde olduğunu ve 12 Eylül 1980 döneminde Kemal Kaçar isimli şahsı cezaevinden CIA’nin yerli uzantısının çıkardığını anlatıyordu.

 

Yani şu görülüyor ki ABD, Türkiye’de bir şeyleri dizaynediyordu. Zaten geçmişten beri hep söylenegelen ‘Türkiye’de iktidarları ABD belirler, onların istemedikleri hiç kimse iktidar olmaz’ söylemi ortaya çıkıyordu.

 

Şu da bir gerçek ki, 15 Temmuz 2016 darbe girişimini yapanlar ve FETÖ'cü diye haklarında soruşturma açılan, işadamlarının, bürokratların, devlet memurlarının, Akademisyenlerin tamamı AKP hükümetinin tabanı ve himayesi altındaydılar. Bunların tamamı oylarıyla AKP hükümetini destekliyorlardı. Darbe girişiminde bulunan o sözde generalleri de yine AKP hükümeti kollayıp terfii ettirmişti.

 

Peki bu komutanlar neden darbeyi kendi komutanlarına yaparken devleti yöneten AKP hükümetine karşı yapmadılar? Neden Cumhurbaşkanına karşı yapmadılar? İşte bu sorularda uzun süre konuşulacak konulardır.

 

Evet herkes bunları söylüyor ve gizli saklıda değil ama beni hep meraklandıran bir husus var. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli 2015 seçimlerinden itibaren ısrarla hükümet kurmak istemediğini, hükümeti AKP'nin kurması gerektiğini vurguladı ve ülkeyi de bu noktaya getirtti. Getirtti ama kendi partisini de yok olma noktasına kadar indirdi. Bahçeli bu durumu görmüyor mu? Bana göre bal gibide görüyor ama oda bir yerlere bağlı ve görevini yapıyor. Baksanıza, millet kendisini istemiyor, güvenmiyor ve oyunu da vermiyor, parti tabanı kendisini istemiyor ve güvenmiyor, delegelerin büyük çoğunluğu kendisini istemiyor, buna rağmen partisini fesih ettirmeye gider gibi o bu isteklere karşı direniyor.

 

Kendini inkar edercesine AKP'yi zorlayacak olan Genel Başkan adaylarını disipline veriyor ve ihraç ettiriyor.  Ben bu durumların aniden meydana gelen gelişmeler olduğuna inanmıyorum. Bakın bir yandan AKP hükümeti körü körüne desteklenirken bir yandan da partisi tamamen yok olma noktasına geliyor ama bunların hiç biri Bahçeliyi rahatsız etmiyor. Devleti tamı tamına 15 seneden beri tek başına yönetenler devleti beka sorunuyla yani yok olma var olma noktasına kadar getiriyor ama o her nedense bunu da görmüyor ve körü körüne destekliyor.

 

Şu bir gerçek ki bu memleketin MHP'ye ihtiyacı var. MHP, bu memleketin sigortası güvencesi. Bunu millet her fırsatta dillendiriyor ama o bunu da duymazlıktan geliyor.

 

Hatta AKP'nin varlığından rahatsız olduğu tüm insanları da gammazlıyorlar ve FETÖ'cü sınıfına sokuyorlar, itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Buradaki esas amaçta ülkücüleri korkutarak baş kaldırmalarını engellemektir. Çünkü askerin gücü ve karşı koyacak mecali kalmadı. Yargı kendi derdine düştü, korktu, yıldı ve tabii olmak zorunda kaldı. Bu durumda devletin ve tüm milli değerlerin yanında olması gereken sadece milliyetçiler- ülkücüler kalmıştı onu da korkutup, sindirmek ve tamamen yok etmek istiyorlar.

 

Yani 1982 yılında CIA’nin yapmak isteyipte yapamadığını şimdi yapmaya çalışıyorlar. Ama unuttukları bir şey var ki, ülkücüler bu değerler için dün canlarını seve seve feda ettiler bugün de kimseden korkmazlar ve yarında davalarının biricik siyasi uzantısı olan başbuğ yadigarı MHP'ye sahip çıkacaklardır.

Facebook Yorumları
Okuyucu Yorumları

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Duzcerota.com sorumlu tutulamaz.

YAZARLAR

KİM KİMİ ALDATIYOR?

KİM KİMİ ALDATIYOR?

İSMAİL HAKKI CİVİL

19 HAZİRAN

19 HAZİRAN

Ömer ZEKİ

TÜM YAZARLAR İÇİN TIKLAYINIZ

NAMAZ VAKİTLERİ