• 20.06.2019 14:03

90’lı yılların sağlık alanında önemli isimleri bünyesinde barındıran ve ülke genelinden bir çok hastanın kapılarını aşındırdığı Düzce,  gelinen gün itibariyle bu özelliğini çoktan kaybetmiş durumda.

 

Sağlık, hepimizin olmazsa olmazı, Osmanlıdan günümüze taşınan ‘Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi’ sözüyle özdeşleşmiş bir konu. Gel gelelim yıllarca Türkiye’nin önde gelen isimlerine ev sahipliği yapmış, döneminin en iyi doktorlarını bünyesinde barındırmış Düzce bugün sağlıkta çığ altında kalmış durumda.

 

Düzce’nin eski ve yeni seçilmişler ile geçmiş dönemlerde görev yapan atanmışlarının sağlık konusunda devlet politikalarını yürürlüğe sokmaktaki geç kalmışlıklarının akabinde, kendilerini sürekli baskı altında hisseden tecrübeli isimlerin bir biri ardına Düzce’yi terk edişini hep birlikte izledik, izlemeye de devam ediyoruz.

 

Düzce’nin gözbebeği olduğu dillendirilen ve ‘Sağlık Turizmi’ konusunda öncülük yapması beklenen Üniversite Hastanesinin aynı şekilde Atatürk Devlet Hastanesinin bina ve tesisat bakımından yapmış oldukları atılımlar maalesef bu gerçeği yok saymamızı engelliyor.

 

Başta doktor, tıp teknisyeni, hemşire ve bilumum sağlık çalışanın eksikliği her gün farklı şekillerde insanımızın önüne çıkmaya, sağlık alanında ki yetersizliğimizin gözler önüne serilmesine yol açıyor.

 

Asıl işin bina yahut makine ile sağlanamayacağını bilmek gere. O bina ve alınan milyarlarca liralık makineler donanımlı, yeterli, teknik ve liyakat sahibi isimler olmadığı müddetçe hiç kimsenin hiçbir işine YARAMAYACAKTIR. Bu kadar net.

 

Acı olan ise şudur; Düzce’nin vekillerinin kuru konuşmalar ve müjde verdiklerini dillendirmelerinin yanında gerçeğin hiçte öyle olmadığıdır. Hastaya sorsanız memnun değil, doktora sorsanız o da memnun değil. Peki neden?  Sağlık, sağlık diyoruz ama sağlıklı bir sağlık politikası yürütemiyoruz.

 

TELEFON RANDEVULARI

 

Gelgelelim konunun özetine; gerek Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi gerekse de Atatürk Devlet Hastanesi’nden muayene olmak için arayan vatandaşlarımız mağdur olmaya devam ediyor. Arayan hasta yahut yakınları her seferinde ya telesekreterde uzun süre beklemek durumunda bırakılıyor ya da hiç bekletilmeden telefon meşgule düşebiliyor.

 

Akabinde hasta, mevcutta muayene olmak için hastalığı ile ilgili bölümde üniversite veyahut devlet hastanesinde görevli bir doktor var ise ondan randevu talep etmek istiyor ama aldığı randevu tarihi en yakın 18 ila 20 gün arasında değişiyor.

 

Bu durum öyle alışılagelmiş bir olay ki, hasta için velinimet pozisyonunda. Hastanelere gittinizse görmüşsünüzdür, bekleme salonlarında ki hasta muhabbetlerinin çoğu randevuların geç mi erken mi olduğu ile ilgidir. Hatta hastalar birbirleriyle bu acı durumun gırgırını bile yaparlar, ‘ben senden erken güne aldım. İşin ne bekle’ diyerek birbirlerine takılırlar.

 

Alıştırılmaya çalışıldığımız bu düzenin hiçte sağlıklı olmadığını görmek gerekir. Sağlık şakaya gelecek bir konu değil.

 

İNTERNET RANDEVULARI

 

 Tabi bir de, yoğunluğun önüne geçmek kılıfıyla düzenlenen ancak işi bilenler için üretilen internetten randevu alma konusu var.

 

Hasta kişi, randevu almak istediği bölüm ile ilgili başvurusunu yapmak ister. İlgili bölüme girer karşısına doktor isimleri çıkar. Artık şansına randevusu en boş olan kim ise ve saat aralığını seçme şansını da değerlendirerek başvurmak ister. Alabileceği en erken randevu bölüme göre değişmekle birlikte yine 20-25 gün aralığında seyretmektedir.

 

Burada da muhabbetler aynı rahatsızlıktan muzdarip akrabaların görüşleriyle eşdeğer aynı gırgır muhabbetlerle devam eder.

 

ÖZEL HASTANE GERÇEĞİ

 

Düzce’de yıllar önce bir işadamı tarafından hayata geçirilen ve kısa süre önce el değiştirerek bugüne gelen bir özel hastanemizde mevcut.

 

İlk kuruluşundan itibaren bölgeye hizmet verme kabiliyetine erişmiş olan bir çok ilden sırf doktor kadrosundan ötürü MÜŞTERİ bulan bu hastanenin de içinde bulunduğu durum devlet ve üniversite hastanesinden farksızdır. Hatta daha sorunlu olduğu yönünde hastaların şikayetleri de cabasıdır.

 

 

SONUÇ…

 

Dediğimiz gibi sağlıksız bir ortamda, sağlıksız koşullarda sağlığımızı emanet ettiğimiz ve sağlık bulacağımızı düşündüğümüz hastanelerimizde önceliğin bina ve malzeme yeterliliği olmasının yanında sağlıklı ve ehil kadroların yeterliliği konusudur.

 

Düzcemiz’in seçilmiş ve atanmışlarının sağlık konusunda verdikleri müjdelerin, yaptıkları açıklamalarının akabinde hizmet içi eğitime tabi tutulmak başta olmakla beraber, kalifiye kadroların oluşturulmasına katlı sağlamaları beklenmektedir. Hastalarımıza hızlı ve en acil şekilde hizmet vermek öncelikli olmalıdır.

 

Bu sayede hastalarımızın neden gün içerisinde muayene olmak yerine ACİL’lerden hizmet almak istediklerini ve hastanelerimizin acil kısımlarının her gün neden yoğun olduğunu da çözebiliriz.