• 30.01.2015 10:54

 

Türk milletinin belleğinde yer etmiş olan anlamıyla kısaca Allah yolunda,Vatan uğruna ölene Şehit, bu yolda yaralanana Gazi denir.

 

Birileri tarafından zaman zaman değişik şekillerde anlamlandırılsa da belleklerde bıraktığı iz kısaca budur.

 

Vatan için can veren, kan veren bu önemli değerlere çok kıymet vermeliyiz.

 

 

Türk ulusunun şanlı tarihi bizlere gurur veren, her zaman övündüğümüz eşsiz destanlar ve zaferlerle doludur. İşte bu zaferleri bize gazilerimiz ve şehitlerimiz yaşatmaktadır. Türk devletinin bölünmez bütünlüğünü korumak için kanlarını akıtmış, canlarını vermişlerdir.

 


Şehit ve gazilerimizin hatıralarını yücelterek onlara sahip çıkmalı, saygıda kusur etmemeliyiz. Onlardan darda ve zorda olanlara her zaman dost elimizi uzatmalı o güzel insanları yüreğimizde ağırlamasını bilmeliyiz.

 


Bir baba ailesine nasıl kol kanat gerip, koruyup kolluyor, okutup iş güç sahibi yapıyor ise bizde millet ve devlet olarak bu ailelere sahip çıkmalı, çocuğunun geleceği için gerekeni yapmalıyız.

 

 

Okumakta olan şehit ve gazi çocuklarına devlet her türlü desteği sağlamalı. Öğrenci yurtlarından karşılıksız olarak faydalandırmalıdır.  Şehit ve gazi ailelerini koruyup kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlamalı,hiç kimseye muhtaç olmadan yaşatmalıdır.

 


Şuna da çok dikkat etmeliyiz ki, gündeme zehirli mızrak gibi sokulan "sivil şehitlik"  kavramı ile bu milletin şehitlik anlayışı arasında bir bağ yoktur.

 

 

İnanç uğruna savaş ve vatan savunması ile hiçbir alakası olmayan, öldürülmüş insanların şehit sayılması gazileri ve şehitleri üzmekten başka bir işe yaramaz.

 

 

Kaçakçılar şehit sayılacaksa onları öldüren silahlı kuvvetler ne sayılacak. Bu düşünülmesi gereken bir durum olarak önümüzdedir.